buraya baksınlar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
ama yine de yuva arar insan
selam dostlar ve diğerleri,
(aslında
uzun uzun düşünüp bu konuda içimi açmamaya karar vermiştim ancak hayat ve çok
sevdiğim bir dostum bana tükürdüğümü yalamayı gayet iyi öğretti)
ayaklarımın
yere oldukça sağlam bastığı ama aklımın bir o kadar karış havada olduğu bir
dönemin grand finale’ini yapmadan hemen önce ufak bir aile evi uğraması yaptım.
“bazen cennet yeri, bazen cehennemin dibi” evim gibi de diyor ama ev konusunda biraz
farklı düşüncelerdeyim, bir gün onu da konuşuruz.
iki gün
önce akşam kendimi odama kapattım çünkü şahsi alanımızın kıymetini yeterince
bilmiyoruz. sıradan bir scrolling yaptığımı düşünsem de aslında kafamdaki bulutlu
hali görmezden gelmeye çalıştığımı fark etmem çok zamanımı almadı. bir video. 94
yaşında bir kadına the one’ı soruluyor. o da hikayelerini anlatıyor. normalden pek
farklı ya da film gibi bir hikayeleri yok. çok uzun bir hikaye de dinlemiyoruz
zaten odak süremiz buna müsaade etmezdi gibi. sadece birbirini çok seven ve iki
kişi olmayı becerebilen iki insanın hikayesi. arka arkaya dört kere izleyip
ağlamaya başladım. tam o sırada annem girdi içeri. kendimi odaya kapatmadan
önce de biraz gerginlik yaratmıştım, ondan dolayı sandı, rahatsız etmemek için
gitti. bir şey de demedim sonrasında utandım herhalde bir videoya ağlar mı
insan. anne bunu okuyorsan -okuduğunu biliyorum bana dm atmıştın- o akşam
sadece bir videoya ağlıyordum kendini suçlu hissettiysen özür dilerim. NEYSE. aa
bu yazıyı şu an salonda herkesin içinde kulaklık takmış yazıyorum abim ne
olduğunu anlayamadı iki kere dönüp bana bakıyor abicim blogsallll. ne diyorum
ben ya. NEYSE 2. ağlamamı desteklemek için when i’m sixty-four da açtım. dibini
sıyırmam lazım çünkü.
bu kız
neden ağlıyor çığlıklarınızı aldım kabul ettim: iki insan hiçbir şeyi yormadan
öylece kendiliğinden çabasızca beraber yıllarını geçirebilir fikri. yorulmadan ya
da emek vermeden demedim. dikkatli okuyun lütfen. hiç kötü şeyler hissetmeden
de demedim. bitti mi. ne bileyim ya, takım arkadaşı olmak işte. ikiniz ve geri
kalan her şey. ve bunun hiçbir şeyi kanırtmadan, kendi akışında olması.
BÜYÜLEYİCİ gelmediyse bu blogu terk edinyadatamam etmeyin ama öyle değil mi………………………..
insan bence böyle şeylerin büyüleyiciliği karşısında ağlayabilir. ağlamam
bitince uzun uzun düşündüm böyle bir şey hâlâ mümkün mü diye. sizin zamanlarınızda
değil benim kendi zamanımda. uyudum, uyandım, okey oynadım, bunu daha çok
duyacaksınız, oje sürdüm, dışarı çıktım ve bunu düşünmeye devam ettim. iki
insan her şeyi mükemmel yapmadan beraber 64 ya da 94 yaşına gelebilir mi.
sonra bir
film izledim. medianeras ya da sidewalls olarak biliyor olabilirsiniz çünkü ben
de öyle biliyorum. elbette tanışacaklarını bildiğimiz iki insanın tam da tanışmadan
öncelerini ne zaman tanışacaklar sabırsızlığı olmadan izlediğimiz bir film. daha
fazla bir şey söyleyemem çok merak eden bir buçuk saatini ayırabilir nelere
nelere ayırdığınızı biliyorum bugün iki doomscrolling az yapıverin. space’e çok
sesli tıkladım bari gülümseyeyim şu an bana bakıyor olabilirler. suratımda çok beceriksiz
bir gülümseme var. NEYSE 3. filmin bir noktasında aniden varlığını unuttuğum
bir şarkı çalmaya başladı. true love will find you in the end. bu şarkıyı ilk
dinlediğimde sevmiştim ama pek de bir yere oturtmadan kenara kaldırmıştım. ben
bir şeylerin kendi zamanlamasına çok güveniyorum. bazen de bir şeyler seni
arayıp bulur. cause true love is searching too. bir şeyin ansızın karşına
çıkması için bulacağım diye kendini kaybetmemek gerekiyor sanırım. bakarak
olmak ama aramamak. hayatın seni büyülemesine izin vermek de denebilir. bence
düşünmesi bile oldukça duygulu. aa hisli. evet hisli. yakın bir zamanda böyle
tanımlanmıştım. tanımlanmak güzel bunun üzerine de bir ara konuşalım olur mu.
çok tatlı
biriyle bu yazı kendimle geçireceğim üzerine anlaşmıştık. eylül ekim gibi
sezonu açılışına bekleriOF ne diyorummmmmmmmm. burası benim blogum bunu hiç
unutmayın.
şimdi size
no context bir video bırakacağım. daniel johnston (ki bu ismi duyunca no context değil diye itiraz etmediyseniz çok ayıp sizi denemiştim) ve 'ilham perisi' laurie
allen’a dair sekiz buçuk dakika. öylesine bakmak isterseniz diye. bıraktım tıklayın buna.
kendimi nereye
koyduğumu her unuttuğumda bir yerlerden çıkmamı sağlayan bir şair bir keresinde
şöyle demişti:
beyhude
insanın yuva arayışı ama yine de yuva arar insan
mayıs
2026,
bursa,
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yorumlar
Yorum Gönder