buraya baksınlar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
sevmek, sevilmek ve narino
selam
selam,
ben gücümü
sevmekten alıyorum diye bas bas bağıran 15 yaşındaki halime çok özeniyorum. şu
an o kız kadar cesur değilim. bir şeyi çabasız, hesapsız, körkütük sevmekten
deli gibi korkuyorum. karşılık beklemeden içimden taşan neyse onu yapmaya
cesaret edemiyorum artık. kırılmaktan mı korkuyorum kendimi rezil hissetmekten
mi? yükseklerden düşmekten. dizlerime bakın bir sürü yaralarım. yara izlerimden
tanıyabilirsiniz beni VAY ne dedim öyle. hayat zaten kırıntıları takip edip
yolu bulmaya çok benzer değil mi aslında. kırılmaktan korkmayan o halim çok
havalı bence. oha sevmekten hiç korkmuyor. sevdiğimden yaptım diye arkasında
durmak yanlışların. bilmiyorum kim bu ama çok havalı. bir keresinde o kadar
yüksekteydim ki düştüğümde parmak uçlarım acımıştı. şimdi daha fazla ne olabilir
bilmiyorum ama daha azından bile korkuyorum. içimi açmaktan. içini açmak için.
sevilmek
biraz da. insan bir kere sevilince unutmuyor bir daha sevilmenin hissini. sevilmemeyi de hemen tanıyorsun böylece. bazı zamanlarda bazı insanlar beni öyle sevmişti
ki neredeyse kendimle savaşmaktan vazgeçecektim. beni bazı zamanlarda seven
bazı insanlara teşekkür ederim.
-böyle
deyince hayatımdan çıkmışlar gibi oldu da ben sadece spesifik anılarımızı
hatırlıyordum bir de şu an ifade gücüm pek yerinde değil ama bu blog benim
dostlar-
sıkılmadan
dinleyen ve şakalarıma gülen insanlara da teşekkür etmek isterim. konuşmamdan
sıkılmadığınıza asla inanmıyorum ama yine de sağ olun. bu iki konu kritik benim
için.
kendimi sıradan
bir elbiseye bile layık görmediğim bir dönemde, şu an çok uzakta olan ve çok
özlediğim bir arkadaşım, o kadar güzel bir şey demişti ki bana kötü hissettiren
her şey karşımda küçücük kalmıştı: “gördüğüm en güzel prenses ve onun çok güzel
elbisesi”. sevilmek bence kocaman keskin sarı dişli tüm canavarları kendi
işiyle ilgilenen ufacık karıncalara dönüştürüyor. ya da sevgiyle büyüyoruzdur
belki bilemiyorum. BAZEN de hatalı olsanız bile sizi seven insanlar olduğunu
biliyorsunuz mesela.
bak ben
yanlış yaptım, kötü bir insan olmaya çok yakınım.
evet çünkü
salaksın ama eve gidince haber ver olur mu.
sevginin
koşullarda gezinmediğini görebilmek ne kıymetli. olduğum kişiyle beni yanında
isteyen insanlar VAR. varlar gerçekten. çok şanslıyım. her şeye rağmen.
şenlikte
birinci yurt tuvalet sırasında tanıştığım bir çocuk adının efe olduğunu
söylediğinde benim yakın arkadaşlarımın adı da hep efe demiştim. adı efe
olmayan yakın arkadaşlarımdan özür dilerim. beni seviyorsunuz. ben de hepinizi
seviyorum.
sevmek
biraz da. hâlâ korkuyorum. sevmeye bırakamasam da şu an kendimi, sevdiğimi
belli etmemle gurur duyuyorum. gizli saklı, varlığı yokluğu belli olmayan değil
de içimden taşan bir sevgim olması bence beni birçok kişiden daha cesur yapıyor
yine de.
bu
vesileyle sevdiğim ve sevildiğim herkese teşekkür etmek istiyorum çünkü bu blog
benim dostlar. ben böyle istedim ve oldu. ben sevilecek bir şey aradıysam
bulurum. bana bunu kolaylaştırdığınız için teşekkür ederim. beni biraz olsun
bile sevdiğinde bunu hissettirmekten kaçmayan cesur yürekler! beni kendimden
nefret etmelerin kıyılarında yakalayıp dansa kaldırdığınız için teşekkür ederim.
BİR DE. garip
bir tesadüf olarak bugüne kadar gerçekten sevdiğim birçok insanda, evet sen de
dahilsin, evet senden bahsediyorum, yok genel değil senin için yazdım bunu, karşılaştığım o kendini dövme hali için birkaç cümle
edeceğim.
başkalarının
gözünde değil de kendi içinize kendinizi onaylatmaya çalıştığınızı biliyorum.
tamam siz -diğer insanlar- kabul ettiniz de ben ettim mi. bu benlik bir şey mi.
ben bunu onaylıyor muyum kendi içimde. bunların hepsinin bir vakit başkasından
gelmeyen ve o başkasının ulaşılmazlığını sizin iç sesiniz haline gelerek yıkmış
onay olduğunu fark ettiğiniz anı çok merak ediyorum. sizin de gözleriniz
parladı mı benimki daha çok dalıp gitmeye benziyordu. insan kendini koşullu
sevemez ya. inanmayacağım ki buna. kimler koşullu sevdi de bizi iyi giden her
şeyin üstünde tepinmeye, her hatamızda üstümüze balyozlarla gelmeye başladık.
yüzme lisansımı elimden alan kim ne olur çıkıp söylesin.
-of kim
olduğunu biliyorum da şu an sırası değil-
bir dilek
hakkım olsa sevdiğim insanların kendilerini benim gözümden görmelerini
sağlardım. kusur sandıklarınızın, yanlışlarınızın, beceriksizlerinizin bile ne denli
sevildiğinin farkında değilsiniz. ben size kıyamıyorum hiç siz kendinizi niye
böyle dövüyorsunuz!!
sevmek ya
valla. kalpler çiçek böcek.
buraya
multitap’ın bir şarkısını bırakacaktım ama o şarkı için kilidim hâlâ kırılmadı.
o yüzden size muhtemelen bilmediğiniz 1 şarkı bıraktım, dinledikçe beni
hatırlayın.
dinleyeceğinize
olan güvenim çok tatlı evet.
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Popüler Yayınlar
ama yine de yuva arar insan
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yorumlar
Yorum Gönder