Ana içeriğe atla

buraya baksınlar

uyarı!!

uyarı!! bu blog içinde okuduğunuz ve kendi iç dünyama ait olan materyalleri günlük hayatta benimle konuşurken, özellikle de cümle sonunu vurgulu ve eblek bir gülümsemeyle getirip akabinde ufak bir sessizlik bırakarak, belli etmeyiniz. ha, yeterince iyi bir şakaya yedirebilirseniz, bu konuda kendinize güveniyorsanız, amenna. ama gülmezsem tadımızın kaçma riskini üstleniyor muyuz ya? ben çok komik biri olduğum için her şeye gülmeyebilir-WOW sen kimsin yaaa neyse bu kendimle kavgaya bağlanan uyarıyı dikkate alırsanız sevinirim. onayınız dahilinde öptüm xx p.s. burada konuştuğum şeyleri hiç konuşmayalım gibi bir şey demiyorum. aksine feedback’lerinize açığım ve mutlu da olurum bundan. beni merak eden ve bana dair olanları kendine yük edinen insanlara bayılıyoruz ya <3 sadece………….. story’lerinizi gören ve takip eden o akrabanın sizi ilk gördüğü toplu ortamda yaptığı gönderme gibi bir şeye hiç açık değilim. lütfen beni hazırlıksız yakalamayın. dümdüz OKUYORUM ELİF BLOGUNU deyin, canımı ...

sevmek, sevilmek ve narino

 

selam selam,

ben gücümü sevmekten alıyorum diye bas bas bağıran 15 yaşındaki halime çok özeniyorum. şu an o kız kadar cesur değilim. bir şeyi çabasız, hesapsız, körkütük sevmekten deli gibi korkuyorum. karşılık beklemeden içimden taşan neyse onu yapmaya cesaret edemiyorum artık. kırılmaktan mı korkuyorum kendimi rezil hissetmekten mi? yükseklerden düşmekten. dizlerime bakın bir sürü yaralarım. yara izlerimden tanıyabilirsiniz beni VAY ne dedim öyle. hayat zaten kırıntıları takip edip yolu bulmaya çok benzer değil mi aslında. kırılmaktan korkmayan o halim çok havalı bence. oha sevmekten hiç korkmuyor. sevdiğimden yaptım diye arkasında durmak yanlışların. bilmiyorum kim bu ama çok havalı. bir keresinde o kadar yüksekteydim ki düştüğümde parmak uçlarım acımıştı. şimdi daha fazla ne olabilir bilmiyorum ama daha azından bile korkuyorum. içimi açmaktan. içini açmak için.

 

sevilmek biraz da. insan bir kere sevilince unutmuyor bir daha sevilmenin hissini. sevilmemeyi de hemen tanıyorsun böylece. bazı zamanlarda bazı insanlar beni öyle sevmişti ki neredeyse kendimle savaşmaktan vazgeçecektim. beni bazı zamanlarda seven bazı insanlara teşekkür ederim.

-böyle deyince hayatımdan çıkmışlar gibi oldu da ben sadece spesifik anılarımızı hatırlıyordum bir de şu an ifade gücüm pek yerinde değil ama bu blog benim dostlar-

sıkılmadan dinleyen ve şakalarıma gülen insanlara da teşekkür etmek isterim. konuşmamdan sıkılmadığınıza asla inanmıyorum ama yine de sağ olun. bu iki konu kritik benim için.

kendimi sıradan bir elbiseye bile layık görmediğim bir dönemde, şu an çok uzakta olan ve çok özlediğim bir arkadaşım, o kadar güzel bir şey demişti ki bana kötü hissettiren her şey karşımda küçücük kalmıştı: “gördüğüm en güzel prenses ve onun çok güzel elbisesi”. sevilmek bence kocaman keskin sarı dişli tüm canavarları kendi işiyle ilgilenen ufacık karıncalara dönüştürüyor. ya da sevgiyle büyüyoruzdur belki bilemiyorum. BAZEN de hatalı olsanız bile sizi seven insanlar olduğunu biliyorsunuz mesela.

bak ben yanlış yaptım, kötü bir insan olmaya çok yakınım.

evet çünkü salaksın ama eve gidince haber ver olur mu.

sevginin koşullarda gezinmediğini görebilmek ne kıymetli. olduğum kişiyle beni yanında isteyen insanlar VAR. varlar gerçekten. çok şanslıyım. her şeye rağmen.

şenlikte birinci yurt tuvalet sırasında tanıştığım bir çocuk adının efe olduğunu söylediğinde benim yakın arkadaşlarımın adı da hep efe demiştim. adı efe olmayan yakın arkadaşlarımdan özür dilerim. beni seviyorsunuz. ben de hepinizi seviyorum.

 

sevmek biraz da. hâlâ korkuyorum. sevmeye bırakamasam da şu an kendimi, sevdiğimi belli etmemle gurur duyuyorum. gizli saklı, varlığı yokluğu belli olmayan değil de içimden taşan bir sevgim olması bence beni birçok kişiden daha cesur yapıyor yine de.

 

bu vesileyle sevdiğim ve sevildiğim herkese teşekkür etmek istiyorum çünkü bu blog benim dostlar. ben böyle istedim ve oldu. ben sevilecek bir şey aradıysam bulurum. bana bunu kolaylaştırdığınız için teşekkür ederim. beni biraz olsun bile sevdiğinde bunu hissettirmekten kaçmayan cesur yürekler! beni kendimden nefret etmelerin kıyılarında yakalayıp dansa kaldırdığınız için teşekkür ederim.

BİR DE. garip bir tesadüf olarak bugüne kadar gerçekten sevdiğim birçok insanda, evet sen de dahilsin, evet senden bahsediyorum, yok genel değil senin için yazdım bunu, karşılaştığım  o kendini dövme hali için birkaç cümle edeceğim.

başkalarının gözünde değil de kendi içinize kendinizi onaylatmaya çalıştığınızı biliyorum. tamam siz -diğer insanlar- kabul ettiniz de ben ettim mi. bu benlik bir şey mi. ben bunu onaylıyor muyum kendi içimde. bunların hepsinin bir vakit başkasından gelmeyen ve o başkasının ulaşılmazlığını sizin iç sesiniz haline gelerek yıkmış onay olduğunu fark ettiğiniz anı çok merak ediyorum. sizin de gözleriniz parladı mı benimki daha çok dalıp gitmeye benziyordu. insan kendini koşullu sevemez ya. inanmayacağım ki buna. kimler koşullu sevdi de bizi iyi giden her şeyin üstünde tepinmeye, her hatamızda üstümüze balyozlarla gelmeye başladık. yüzme lisansımı elimden alan kim ne olur çıkıp söylesin.

-of kim olduğunu biliyorum da şu an sırası değil-

bir dilek hakkım olsa sevdiğim insanların kendilerini benim gözümden görmelerini sağlardım. kusur sandıklarınızın, yanlışlarınızın, beceriksizlerinizin bile ne denli sevildiğinin farkında değilsiniz. ben size kıyamıyorum hiç siz kendinizi niye böyle dövüyorsunuz!!

sevmek ya valla. kalpler çiçek böcek.

buraya multitap’ın bir şarkısını bırakacaktım ama o şarkı için kilidim hâlâ kırılmadı. o yüzden size muhtemelen bilmediğiniz 1 şarkı bıraktım, dinledikçe beni hatırlayın.

dinleyeceğinize olan güvenim çok tatlı evet.

Yorumlar

Popüler Yayınlar