Ana içeriğe atla

buraya baksınlar

uyarı!!

uyarı!! bu blog içinde okuduğunuz ve kendi iç dünyama ait olan materyalleri günlük hayatta benimle konuşurken, özellikle de cümle sonunu vurgulu ve eblek bir gülümsemeyle getirip akabinde ufak bir sessizlik bırakarak, belli etmeyiniz. ha, yeterince iyi bir şakaya yedirebilirseniz, bu konuda kendinize güveniyorsanız, amenna. ama gülmezsem tadımızın kaçma riskini üstleniyor muyuz ya? ben çok komik biri olduğum için her şeye gülmeyebilir-WOW sen kimsin yaaa neyse bu kendimle kavgaya bağlanan uyarıyı dikkate alırsanız sevinirim. onayınız dahilinde öptüm xx p.s. burada konuştuğum şeyleri hiç konuşmayalım gibi bir şey demiyorum. aksine feedback’lerinize açığım ve mutlu da olurum bundan. beni merak eden ve bana dair olanları kendine yük edinen insanlara bayılıyoruz ya <3 sadece………….. story’lerinizi gören ve takip eden o akrabanın sizi ilk gördüğü toplu ortamda yaptığı gönderme gibi bir şeye hiç açık değilim. lütfen beni hazırlıksız yakalamayın. dümdüz OKUYORUM ELİF BLOGUNU deyin, canımı ...

cesarete çok benzer bir şey

bütün her şeyden önce ve en önemlisi PRIDE AYIMIZ KUTLU OLSUN!🌈

"bitmedi daha sürüyor o kavga 
ve sürecek 
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!"


selam,

öncelikle blogumu okumanızı bana belli etmenizden bu kadar mutlu olacağımı bilmiyordum. daha önce blogumda yazdığım bir şeyden bahsettiğimde zaten biliyor olduğunuzu saklamaya çalışırken ortaya çıkan suratınızdaki o çekingen gülümseme ve ışıltılı bakış çok şeker. bu ifadeyi her gördüğümde de sizi rahatlatmak adına evet blogumda da yazmıştım demenin aramıza getirdiği oyuna da ayrıca bayılıyorum. teşekkür ederim belli etmeden duramadığınız ve bununla savaşmaya çalıştığınız için. ve blogum olmasını kötü bir özelliğim olarak saymayı kabul etmeyeceğim??

 

son zamanlarda kendimi genellikle iyi şeyler hissederken buluyorum (tahtayavurdiliniısır). her ne kadar andan çıkmamaya gayret etsem de içimde beni köşelere sıkıştıran, üstümde çoğalan hisler olmadan kolayca var olduğumu ve hayatımdan keyif aldığımı fark edince üzerine düşünmeden edemiyorum. ne kadar şanslı hissettiğimi anlatamam. ama bunun için çabalamadığımı söylesem büyük bir yalan olur. biraz doğru zamanda doğru yerde olacak kadar şanslı olmak, biraz da doğru zamandan ve doğru yerden kaçmamaya çabalamak bence.

bu çabasız huzura duyduğum minnet bir kenarda, yalnızca iyi şeyler hissedebilmenin bile benim için ne kadar kıymetli olduğunu bilemezsiniz. dün notlarımı karıştırırken üç dört ay önce yazdığım bir yazıyla karşılaştım. bunu yapmalı mıyım ve bundan pişman olacak mıyım bilmiyorum. ama sanırım bazen en dipte olabildiğimizi ve bunun bir sonu olduğunu hatırlamak gerekiyor. ve dostlarımıza hatırlatmak belki de:


hiç böyle hissetmemiştim. bugüne kadar ne kadar kötü de hissetsem hep bir gün geçeceğini, bir gün canımın daha az acıyacağını biliyordum. o zaman bunu düşünmeye sinir oluyordum bir gün geçecek ama şu an çok acıyor diye. ama bir gün daha az acıyacaktı. şu an hissettiğim şeyin geçip geçmeyen bir şey olduğunu bilmiyorum. geçecek bir şey değil gibi. üzgün hissetmiyorum aslında tam olarak. her zaman tam göğsümde içeride orayı kazıyan bir şey var sanki. ama buna üzgünlük denir mi emin değilim. azalma ya da artma özelliği olan bir şey değil gibi. her şeyi yitirince hiçbir şey kalmıyor geriye. hiçbir şeyin de bir önemi yok gibi zaten.

-burada yitirdiğim şeylerden bahsetmişim-

yitirmek böyle söylendi bence ilk kez. bundan bir süre* öncesinde kadar dünyanın sonu değil lafı çok klişe gelirdi bana. dünyanın sonu değil? okay? sonra*, gerçekten hissettim anlatmaya çalıştığı şeyi. evet, dünyanın sonu değil dedim. çok canım acıyor, çok üzülüyorum, çok mutsuzum. ama hepsi dinecek bir gün, bitecek, geçecek. dünyanın sonu değil. ancak şu an bu cümle bana iyi bir şey anlatmıyor. artık dünyanın sonu olmaması fikri iyi gelmiyor bana. belki sonunda bir umut vardır hatta. bulunduğum yerden başka bir yere giden bir yol var mı bilmiyorum. bir şey beni alıp buraya ışınladı, o kadar. geliş ya da gidiş için yol yok. hissettiğim şeyin bir kürü yok.

-burada umut ettiğim şeylerden bahsetmişim-

onlar olur elbet, ben olur muyum onu bilmiyorum. ben oraya ait miyim. o hikaye bana göre mi. hiçbir şey beni daha mutlu, daha az mutlu, daha üzgün, daha az üzgün falan yapmıyor. içimdeki şey ne daha çok oluyor ne daha az. fark etmiyor hiçbir şey. hiçbir şey beni kendi içimden atamıyor. hiçbir yerde bir yerim yok. hiçbir anlama gelmemek gibi. evimi bulmak için boyuna koşuyorum da duracak bir yer yok gibi. her şey gibi. hiçbir şey tam anlamında değil.

-bitirirken de hiçbir şey vadetmediğimi biraz daha romantik bir şekilde ifade etmişim-

(sansürlemeden paylaşamadım kusura bakmayın bu blog benim diye hislerimi paylaşmaktan utanmayı bıraktığımı düşünmediniz umarım)


bu kişi benim güncel bir versiyonum değil ama daha önce var olduğuna tanıklık ettiğim biri. nasıl hissettiğimi ve neden böyle hissettiğimi hatırlıyorum tabii ki ama artık bu hislerin bir karşılığı yok bende. bir de dış etkenlerle yaşasak bile her şeyin yeri içimizde olduğu için orayı düzenlemeyi öğrendim. en azından gücümü buna harcıyorum. bir de çoook konuşmaya ama bu konudan bağımsız ben her zaman çok konuşuyorum.

neyse geçiyor demeye çalışıyorum yani. henüz geçmemişken bunu bilmek ne kadar sinir ediyorsa gerçekten o kadar geçiyor. geçip gitmiyor da dönüşüyor gibi daha çok. çünkü hâlâ hiçbir şey beni kendi içimden atamıyor. sadece artık bunu beklememeyi öğrendim. her şey yeterince zorken, ki hayat çoğu zaman buna yakın bir şeydir, kendim için daha fazla zorlaştırmamayı ve zorun peşinden koşmamayı. olmaya gönlü olan şeylerin ne kadar kolayca olduğunu fark ettiğimde aklım durmuştu.

YA bu kadar intimate bir şeyi açınca biraz hata verdim de kısaca ne demek istiyorum biliyor musunuz ne olur kendinize yeni yeni savaşlar açmayın hallederiz hepsini ben var ya saatlerce konuşabilirim herkesle nutkunuz tutulur.

kendiyle savaşmamayı öğrenene kadar kendine yenilmeye devam eden herkes için,

hep bir ağızdan,

(müzikgirer.) 

 

Yorumlar

  1. Bir şeylerin zor olmayabileceğini, kendiliğinden güzel olabileceğini o kadar unutmuştum ki. olmaya gönlü olan şeylerin güzelliğini hiç hissetmediğim için değil ama bir süre sonra, bir kere daha duymaya ihtiyacım varmış. uzun zaman sonra belki de. teşekkürler.

    sonra biraz daha düşündüm, zorluklarla güzel olan şeyler aslında bu zorluklara rağmen orada olan kişiler yüzünden güzel. zorlukla birlikte var olanlar güzel kılıyor bazı şeyleri. doğru zamanda doğru yerde olmak kendiliğinden olan kısmı gibi, senden ve emekten bağımsız, kolaysı. oradan kaçmamak ise işte zor ve bazı insanlar bunu yapmamayı tercih ediyor. çok değerli.

    bir de şunu fark ettim az önce,
    yüzümü yıkarken fark ettim aslında havalar ısınıyor, bundan sonra havalar ısınır çünkü. sadece bunu unutmamak lazım bazen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. mayıs çok güzel şeylerin öncesi gibiydi biz de mayısın sonrasındayız özgür

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar